bir kişinin ruh halinde, enerjisinde, aktivite seviyelerinde ve konsantrasyonunda belirgin değişimlere neden olan bir ruhsal hastalıktır. Bipolar bozukluğu olan kişiler genellikle aşırı “yüksek”, coşkulu, sinirli veya enerjik davranış dönemleri (manik dönemler olarak bilinir) ve çok “düşük”, üzgün, kayıtsız veya umutsuz dönemler (depresif dönemler olarak bilinir) yaşarlar.
Hipomani ya da mani olmaksızın klinisyene bipolar bozukluğu düşündürecek, bipolar depresyonu unipolar depresyondan ayırt ettirecek bazı özellikler vardır.
Bunlar arasında erken yaşta başlangıç, bipolar bozukluk yönünden pozitif aile öyküsü, atipik belirtiler, psikotik bulgu, yineleyici ve kısa depresyonlar, postpartum başlangıç, hipertimik mizaç, antidepresan toleransı ya da yanıtsızlık, manik kayma sayılabilir.
Hem tanı alana dek geçen süreyi uzatması hem de önceki yanlış tanı oranını arttırması yönünden bir diğer risk, hipomanik atakların atlanması, atlanmadığı yerde de geriye dönük tanılandırmanın güvenilirliğinin düşüklüğüdür.
Bu engel ve kısıtlılığı ortadan kaldırmaya yönelik önlem ve öneri, hipomaninin bir ölçüm aracı ile taranması ve gelecek tanılandırma sistemlerinde duygudurum yerine psikomotor aktivite ölçütlerine ağırlık verilmesidir.
Ülkemizde, ilk atağın mani olması erkeklerde, kadınlardan daha sık görülür.
Karma atak kadınlarda daha sık gözlenmekle birlikte ilk atak tipi olarak anlamlılık göstermemektedir.

